Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Güncelleme: 04. 03. 2004

Dua hayatımızı nasıl etkiler?


Ruhunun nefes aldığını hissettiği sohbetlerden birisinden çıkmıştı. Binadan çıkar çıkmaz soğuk hava yüzüne çarptı, ama onun zihni hâlâ az önce okudukları bir cümleye takılı kalmıştı:
"Allah insanların duasını işitir ve onlara cevap verir, onlarla konuşur."

Dalgın bir halde arabasına bindi. Anahtarı kontağa sokmadan önce, soğuğa aldırmadan, birkaç dakika daha bu konuyu düşündü.
Nasıl?
Bu soru ruhunun derinliklerinden gelip zihnini bir bulut gibi kaplıyordu.
Nasıl?

Onun herşeyi duyabileceğinden zerre kadar şüphesi yoktu, ama yine de dualara nasıl karşılık verdiğini zihni kavrayamıyordu. Sonunda, cevabı bulmayı zamana bırakmayı düşünüyordu ki, birden içinden bir ses:
"Bunu neden bir dua vesilesi yapmıyorsun?" dedi. Sahi ya, onun elinden gelen dua etmekten başka ne olabilirdi?

Yüksek sesle Rabbine seslendi:
"Allahım! Senin her kulunun kalbinden geçen arzulardan bile haberdar olduğunu biliyorum. Benim bu dileğimi de elbette duyuyorsun. Lütfen, duaları nasıl duyduğunu ve onlara nasıl cevap verdiğini bana öğret!"

Arabayı çalıştırdı ve ruhen rahatlamış bir halde evine gitmek üzere yola koyuldu. Ana caddede ilerlerken, birden garip bir duygu doğdu kalbinde. Bu duygu arabayı durdurup bir kutu süt almasını söylüyordu. Önce kulak asmadı ve arabasını sürmeye devam etti. Ama aynı duygu bu defa daha güçlü bir şekilde benliğini sardı. Bunun Rabbinden kendisine gönderilmiş bir işaret, bir mesaj olabileceğini düşünerek;
"Pekala Rabbim, sütü alacağım" dedi.

Bu, çok da zor bir sınav gibi görünmüyordu zaten. Arabadan inip bir kutu süt alacaktı o kadar. Öyle de yaptı ve yeniden yola koyuldu. Ana caddeden arabasını sürmeye devam ederken, bir ara sokağın ağzından geçiyordu ki, içindeki ses bu defa ona "sokağa sap" diye emretti. Önce sokağı geçti, ama duygu kuvvetlenince "Peki" diyerek geri dönüp o sokağa girdi.

Sokakta ilerledikçe binaların görünümü değişiyor ve iki katlı binalar yerlerini tek katlı derme-çatma barakalara bırakıyordu. Bir kaç ev daha geçtikten sonra, ses durmasını söyledi. Arabayı sağa çekti ve etrafına bakındı. Burası tam anlamıyla bir gecekondu mahallesiydi. Ve evlerin çoğunun ışığı sönmüştü. Belli ki, sabah erkenden işe gidecek insanlar yataklarına girmişti bile.

O bunları düşünürken, yüreğinin sesi bu defa ona şu emri verdi: "Git ve sütü sokağın karşısındaki yeşil evde yaşayan insanlara ver."

Genç adam eve baktığında onun pencerelerinden de diğerleri gibi ışık gelmediğini gördü. Bu anlamsız bir şey diye düşündü bir an kendi kendisine. Bu evin insanları yataklarında uyuyorlar ve onları uyandırdığım takdirde aptal durumuna düşeceğim...

Ama o ses "Git ve sütü ver!" dedi yine ona.

Tereddüt etti uzunca zaman. Sonra aynı akşam ettiği duayı hatırladı. Ve bunun O'ndan bir işaret olabileceğine kanaat getirdi. Arabasından çıktı.
"İsterlerse bana aptal gözüyle baksınlar. Bu Rab'bimden gelen bir emirse eğer ona uyacağım" dedi kararlılıkla.

Sokağınm karşısındaki eve gitti ve kapıyı çaldı. İçerden koşuşturmalar, gürültüler geldi.
"Kimsin? Ne istiyorsun?" dedi içerden bir erkek sesi. Aksanı farklıydı, ama söyledikleri anlaşılabiliyordu. Genç adam hemen oradan kaçıp uzaklaşmak istedi bir an. Fakat o bunu gerçekleştiremeden bitkin ve yoksul görünümlü bir adam kapıyı açtı. Yüzünden hüzün okunuyordu, ama kapısında bir yabancıyı görmekten de fazla hoşnut değil gibiydi.
"Buyrun?" diyen ev sahibine sütü uzattı:
"Bunu size getirdim."

Adam sütü aldığı gibi içeri koştu.
Daha sonra koridorun öteki ucundaki odadan çıkan bir kadın mutfağa doğru seğirtti hızla.
Onu izleyen adamın kucağında ise bir bebek vardı.
Ağlayan bir bebek.
Adamın gözlerinden sicim halinde gözyaşları dökülüyordu.

Adam, yarı ağlayarak yarı konuşarak şunları söyledi:
"Şehre geleli iki ay oluyor. Hâlâ iş bulamadım. Dostun ahbabın yardımlarıyla bugüne kadar geldik. Ama bugün bebeğimize süt alacak paramız yoktu. Sürekli dua ediyordum Allah'a bize süt göndermesi için."

Mutfaktaki kadının sesi duyuldu bir ara. Kadının sözlerini anlayamadı, çünkü başka bir dil konuşuyordu. Kocası onun sözlerini genç adama tercüme etti:
"O'ndan bize bir meleğiyle süt göndermesini istiyordum. Sen bir melek misin yoksa?"

Genç adam cüzdanındaki bütün parayı çıkarıp zorla adamın eline tutuşturdu. Adama bundan sonra onun için hep dua edeceğini ve bir iş bulabilmesi için elinden geldiğince yardımcı olacağını söyledi.

Kelimeler boğazında düğümlenince, döndü ve arabasına bindi. Bu defa onun gözlerinden yaşlar dökülüyordu...

Artık Allah'ın kullarının dualarını nasıl duyduğunu, onlara nasıl cevap verdiğini daha iyi anlamıştı!

 




Diğer yazılar için tıklayın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla