Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Güncelleme: 23. 11. 2001

En Büyük Başarı Kendin Olmaktır

Hani bazı şeyler gözümüzün önünde şekil değiştirir ya, işte öyle bir şey okuyaaksınız. Ama bu şekil değişikliğinin ille de fiziksel olması gerekmiyor. Ruh halindeki hızlı değişimler de bizi aynı fizikî değişimlerde olduğu kadar şaşırtabiliyor. Bunu gözlemlemek kolay ama burkuyor insanın içini.

Bir arkadaşımız iki haftadır yoğun bir motivasyon içindeydi. Her sabah işe geliyor ve üşenmeyip yakın çevresine günaydın demek için odalarımızı dolaşıyor, bizi mutlu etmek amacıyle minik armağanlar getiriyordu. Davranış biçimi ruhumuzun okşarken, fiziksel olarak da her zamankinden daha sevimli göründüğü için göz zevkimizi de tatmin ediyordu. Her zaman alıştığımız spor giyim tarzının daha farklı ve oldukça hoş giyiniyordu. Gözlerinin içi gülüyor ve hepimizi etkisi altına alan negatif enerjiden bizi sıyırmak uğraşıyordu. Sanki ufak çaplı bir misyon üstlenmiş gibiydi.

Bizler ise ona gülümsemeye çalışırken bile " Ama.." diye başlayan olumsuz cümleleri sarfediyorduk. Nasıl böyle pozitif olabildiğine için için sinirlenmiyor da değildik. O ise bize "Ne derseniz deyin beni aşağıya çekemezsiniz" diyerek gülümsüyordu. Olan biten yaşanan tüm tatsızlıkları, ülkemizin ekonomik sıkıntılarını, bunun birey olarak hepimize yansımasını, terördü, savaştı mavaştı, hepsini o da biliyordu. Yani kavanoz içinde yaşamadığı gibi aldırış etmeyen biri de değildi. Baktık onu ikna edemiyoruz, başladık dedikoduya; "Seni böyle motive eden kesinlikle aşk olmalı, insan ancak aşık olunca böyle çiçeğe böceğe kafasını takar" dedik.

Güldü ve "Evet!" dedi, " Evet aşık oldum!.
"Kime ?" sorduk.
Ağzını doldura doldura ve gayet kendinden emin bir sesle "Kendime!" dedi.

Ne kadar haklıydı. Yaşadığımız kişisel ve toplumsal tüm problemler kendimizi görmeyi ve hissetmeyi unutturuyor. Bir çarka kaptırıp gidiyoruz. Kendimizden tat almayı unutuyoruz. Oysa bunun için ne çok sebebimiz var. Mutlaka her şeyin dört dörtlük olması gerekmiyor.
Sağlıklı mıyız?
Elimiz iş tutuyor mu?
Fikir üretebiliyor ve uygulayabiliyor muyuz?
Dostlarımız var mı doya doya sohbet edecek?
Can dostlarımız ve ailemiz var mı hayatı paylaşacağımız? Kaybettiğimiz yakınlarımızın yerine oturtmaya çalıştığımız, doğuştan değil, sonradan kendi seçtiğimiz akrabalarımız var mı?
Renklerimiz yok mu üzerimizde taşıyarak güzelleşebileceğimiz, hayallerimizi süsleyebileceğimiz?
Çiçekleri yok mu bize ait olmasa da doğa da olan ve kopartmadan koklayabileceğimiz?

Varsın zorluklar olagelsin. Sınavdır belki de, gelir geçer. Geçmese de alıştırır, bizim zorluklarımız olur.

Yeter ki kendimizle barışık olalım. Yeter ki aynalara her ne olursa olsun gülümseyebilelim. Varsın derinlere inemeyen sığ insanlar bize deli desin.

Çok akıllı olup bunalmaktansa, deli olup hayatı şakayla karışık yaşayarak yol alalım. İyilikler kadar sıkıntılar, zorluklar, kayıplar da insanlar için. Tünelin en karanlık noktası aydınlığa en yakın olan anıdır. Yeter ki zor zamanları kendimize ve çevremize küsmeden geçirelim. Olabildiğince mutlu ve pozitif olalım.

Negatif olmak çevreye çok çabuk bulaşıyor. Söz konusu arkadaşım etraftan gelen negatif enerjiye iki hafta dayanabildi. Dün odama gelip "Bana enerji ver, kendimi düşük hissediyorum." dedi.

Buyrun bakalım.

Kendine aşkı mı bitti? Hayır, sadece pozitifi bize o kadar çok verdi ki, kendi enerjisini düşürdü. Oysa bizler almayı bilseydik, ondan yayılan bizden yayılanla birleşecek ve daha büyüyecekti. Yani paylaştıkça çoğalacaktı.

Öyleyse etrafımıza hemen gülümseyelim. Belki de ilk başta sahte gibi olacak ama sonra içten geldiğini göreceğiz. Kendimize aşkımızı hiç kaybetmeyelim ve bu aşk oldukça herşeyin üstesinden geleceğimizi unutmayalım. Kendimizi şımartmayı ihmal etmeyelim. Küçücük şeylerle bile olsa: Bir kahve, bir kadeh şarap, bir kurabiye, bir film, bir kıyafet, bir kitap, bir dost paylaşımı, bir kucaklaşma, ne şekilde olursa olsun kendimizi ödüllendirmektir.

***
Steve Goodier şöyle söylüyor:
"Başarıların ne olursa olsun, en büyük başarın mümkün olabildiğince kendin olmaktır. Dünyayla uyum içinde olabilmek için kendin ol. Bu meydan okuyan bir iştir. Ve bunu senin kadar kimse yapamaz..."



Diğer yazılar için tıklayın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla