Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Güncelleme: 14. 06. 2002

Oğlumdan Aldığım Ders

Ben kolay öğrenebilen o şanslı çocuklardan biriydim. O yüzden de ebeveyn olduğumda çocuklarımın her ikisine de bir şeyler okuyup okuma işlemini eğlencevâri bir hale getirirsem benim izimden giderler düşüncesine kapılmıştım. Aynen benim gibi okur, okuduklarını anında öğrenirler diye düşünüyordum.

Büyük çocuğum Amanda, benim izime kolay girdi. Hızlı öğrendi ve iyi notlar aldı. Oysa onun küçüğü olan oğlum Eric ile de aynı yöntemleri uygulamamıza ve kullanmamıza karşın hayatın sadece Eric ve öğretmenleri için değil, benim için de zor geçeceğini anladım.

Hiçbir disiplin sorunu olmayan bu sevecen ve tatlı çocuk için üzerime düşen ne varsa yaptım. Her gece ödevlerini bitirip bitirmediğini kontrol ettim, öğretmenleriyle bağlantımoı koparmadım ve okulun sunduğu bütün ek derslerin hepsine kaydını yaptırdım. Ama ne kadar uğraştıysa da aldığı karneler hep hayal kırıklığı ve üzüntü yaratıyordu. Cesaretinin kırıldığını ve böyle devam ederse bütün hevesini kaybedeceğini görebiliyordum. Sonra kendimden şüphelenmeye başladım.

Nerede başarısız olmuştuk? Neden oğlumun başarılı olmasına yardımcı olamıyordum? Neden onu motive edemiyordum? Okulda başarılı olamazsa ve sivrilemezse, iyi bir hayatı olamayacağına ve ayakları üzerinde duramayacağına hatta aile kuramayacağına inanıyordum.

Gözlerim açıldığında Eric 16 yaşında sarışın bir delikanlıydı. Oturma odasında oturuyorduk. O sırada telefon çaldı ve babamın ağır bir kalp krizi geçirdiğini ve 79 yaşında hayata gözlerini yumduğunu öğrendik.

"Papa" diye seslendiği babam Eric'in hayatının özellikle ilk beş yılında çok önemli rol oynamıştı. Eşim geceleri çalışıp gündüzleri uyuduğundan Eric'i traşa, dondurma yemeye ve top oynamaya hep "Papa"sı götürürdü... Papa, Eric'in bir numaralı dostuydu.

Babam yanımızdan ayrılıp büyüdüğü kasabaya geri döndüğünde, Eric onsuz ne yapacağını şaşırmıştı. Ama zaman yaralarını sardı ve zaman içinde dedesinin geçmiş yaşantısına ve eski arkadaşlarına ihtiyacı olduğunu anlamaya başladı. Dedesiyle yaptığı telefon görüşmeleri ve dedesinin ziyaretleri Eric'in hayattaki en büyük umudu haline gelmişti. Ve Papa'sı onu asla unutmadı.

Cenaze töreninde kapıda durdum ve babamın yüzüne baktım. Tanıdığım adama benzemeyen son derece ifadesiz bir durum içindeydi. Her iki yanımda çocuklarım dedelerine doğru ilerlerken Eric'in elimi tuttuğunu farkettim. Görevimizi yerine getirdikten sonra yüzlerce dostumuzun yer aldığı salondaki yerlerimize geçtik. Herkesin babamla ilgili paylaşacağı bir anısı, söyleyeceği bir cümlesi vardı. Bazılarıysa sadece elime dokunup uzaklaştılar.

Birdenbire Eric'in yanımda olmadığını farkettim. Dönüp etrafıma baktım ve hemen girişte merdivenleri çıkmakta güçlük çeken yaşlılara yardım ettiğini gördüm. Ellerinde bastonları, tanımadığı bir sürü insan ona yaslanıyor o da bu insanların dedesine son görevlerini yerine getirmeleri için basamakları çıkmalarına yardımcı oluyordu.

O gün akşamüstü cenaze düzenleme koordinatörü bana cenazesinin taşınması için bir kişiye daha ihtiyaçları olduğunu söyledi. Eric hemen atladı ve "Lütfen anne, ben yardımcı olabilir miyim?" dedi. Koordinatör benimle ve kız kardeşiyle kalmasının daha uygun olabileceğini ifade etti. Eric başını salladı ve "Papa küçükken beni taşırdı", dedi. "Şimdi ben onu taşımalıyım." Bu sözcükleri duyunca gözyaşlarıma engel olamadım. Sanki hiç susmayacakmışım gibi ağlıyordum.

O andan itibaren aldığı düşük notlardan dolayı oğlumu bir daha asla azarlamamaya söz verdim kendi kendime. Onun hayalimde yarattığım insana uyması mümkün değildi. Zaten benim hayalimde yarattığım insan oğlum kadar iyi bir kişiliğe sahip değildi. Tanrı onu sevgi, iyilik ve yardımseverlik duygularıyla ödüllendirmişti. Hiçbir kitap ona bunları veremezdi. Hiçbir mezuniyet derecesi ona sahip olduğu bu değerleri kazandıramazdı.

Şimdi yirmi yaşında ve her gittiği yere dostluk, yardımseverlik, espri ve nezaket taşıyor. Kendi kendime şu soruyu yöneltiyorum: "Fen ve matematik notları neyi değiştirecek? Genç bir adam elinden geleni yaptığı sürece, kalpten bir AA notunu zaten hak etmiyor mu?"



Yazarı bilinmiyor





Diğer yazılar için tıklayın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla