Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Güncelleme: 11. 09. 2002

Şarkı Söyleme Dersi


Başında kepi, üstünde önlüğü, elinde küçük batonuyla ve kalbinin derinlerine saplanmış soğuk, keskin bir bıçak gibi taşıdığı umutsuzlukla Miss Meadows soğuk koridorları geçerek, müzik salonuna doğru ilerledi. Güzel bir sonbahar sabahında okula gelmenin yarattığı şen heyecan ile, havada dolaşan parlak kabarcıklar gibi hareket eden her yaştan kızların telaşlı koşuşturmaları, çınlayan sesler halinde sınıfların açık kapılarından dışarı taşıyordu. Zil çaldı, kuşa benzeyen bir ses "Muriel" diye bağırdı. Ve merdivenlerden gümbür gümbür gümbürdeyen bir gürültü geldi. Birisi küçük halterini düşürmüştü. Fen öğretmeni Miss Meadows'u durdurdu. Tatlı sesiyle, sözcükleri uzata uzata, "Günaydıııın," diye cıvıldadı. "Çok soğuk değil mi? Kış gibi sanki."

Miss Meadows kalbini yaran bıçakla, nefret dolu bir bakış attı fen dersi öğretmenine. Bu kadına ilişkin her şey bal gibi tatlı ve sarıydı. Sarı saçlarının bukleleri arasına yakalanıp, takılmış bir arı görseniz şaşırmazdınız. Miss Meadows "Oldukça keskin bir hava," diye yanıtladı onu sertçe. Öteki, şeker misali gülümsemesiyle "Donmuşsunuuuuuz," diye atıldı. Kocaman kocaman açılan mavi gözlerinden alaylı pırıltılar saçılıyordu. (Yoksa bir şey mi farketti?) Miss Meadows, fen öğretmeninin gülüşüne kısa bir an yüzünü ekşiterek karşılık verdi ve "Yoo, o kadar da kötü değil," diyerek yanından uzaklaştı.

Dört, beş ve altıncı sınıf öğrencileri müzik salonunda toplanmışlardı. Salonda sağır edici bir gürültü vardı. Piyanonun yanındaki platformda Miss Meadows'un gözdesi olan ve ona her zaman piyanoda eşlik eden Mary Beazley oturuyor ve piyano taburesini sağa sola döndürüyordu. Miss Meadows'u görünce, yüksek sesle "Şıışşşşt, kızlar," diye uyarıda bulundu ve Miss Meadows, kolunun altında batonu, elleriyle cübbesinin kollarını geri iterek, kızların arasından geçti, basamakları tırmanıp, hızla kızlara doğru döndü. Pirinçten yapılmış nota ayaklığını tutup, önüne çekti ve batonuyla ayaklığa iki küçük vuruş yaparak kızları sessizliğe davet etti.

"Sessiz, lütfen! Derhal!" Ve aslında kimseye bakmaksızın, gözlerini renkli flanel bluzlar, sağa sola hareket eden pembe yüzler, eller, kelebek kanadı gibi titreşen saçlar ve açılmış bekleyen müzik kitapları üzerinde dolaştırdı. Hepsinin ne düşündüğünü çok iyi biliyordu. "Meady bugün sinir küpü." Aman, ne isterlerse düşünsünler. Gözkapaklarını açıp kapadı ve hepsine meydan okur bir tavırla başını geriye doğru attı. Öyle bir mektup yüzünden kalbi parça parça ayrılmış, ölümcül şekilde kanayan birisi için bu yaratıkların ne düşündüğünün ne önemi vardı ki!

"Gitgide daha güçlenen bir duyguyla evliliğimizin bir hata olduğunu düşünüyorum. Seni sevmediğim için değil. Seni, herhangi bir kadına karşı hissedebileceğim en güçlü duygularla seviyorum, ama gerçeği söylemek gerekirse, düşündükçe kendimi evlenebilecek bir erkek olarak göremediğim sonucuna vardım. Yerleşik birisi olma fikrinden …" burada "iğreniyorum" sözcüğü hafifçe kazınmış, üzerine "pişmanlık duyacağımı hissediyorum" yazılmıştı.

Basil! Miss Meadows azametle piyanoya doğru yürüdü ve bu anı bekleyen Mary Beazley yanaklarına düşen bukleleriyle eğilerek, "Günaydın Miss Meadows," dedi, elindeki güzel sarı kasımpatıları öğretmenine uzattı. Neredeyse asırlar gibi görünen bir buçuk okul dönemi boyunca devam eden bu küçük çiçek sunma töreni, piyanonun açılıp derse başlamanın bir parçası halini almıştı. Ancak bu sabah, her zamankinin aksine, çiçekleri alıp, belindeki kemerin içine takmak ve sonra Mary'ye doğru eğilerek, "Teşekkürler Mary. Ne güzel çiçekler. Sayfa otuzikiyi açın," demek yerine, kasımpatları tümüyle görmemezlikten gelerek ve selamına hiçbir karşılık vermeyerek, yalnızca buz gibi bir sesle, "Sayfa ondört ve lütfen vurgularda doğru çal," diyerek, Mary'i dehşet içinde bıraktı.

Bir anlık afallamanın ardından yüzü kıpkırmızı kesilen Mary'nin gözlerine yaşlar hücum etti, Miss Meadows ona bakmadan nota ayaklığının yanına dönerek, salona doğru haykırdı. "Sayfa ondört. Sayfa ondörtten başlayacağız. 'Bir ağıt.' Şimdi kızlar, artık bunu biliyor olmalısınız. Baştan sonra söyleyeceğiz, parça parça değil, baştan sona. Ve ifadesiz şekilde, duygu katmadan. Sol elinizle vuruş yaparak söyleyin." Batonu kaldırdı, nota ayaklığına iki kısa vuruş yaptı. Mary yerine geçti, tüm sol eller havada hareket ederken, genç cıvıltılı seslerden hüzünlü bir ağıt söylenmeye başladı:

Hızla! Ah, Hızla.
Soluyor İçimizi Keyifle
Dolduran Güller
Yakında Güz, Yerini
Kasvetli Kışa Bırakacak Çabucak!
Ah, Çabucak.
Müziğin Neşesi
Dinleyen Kulaklardan Uzaklaşacak
. (1)

"Ah Tanırm, bu ağıttan daha trajik ne olabilir! Her nota müthiş hüzün dolu bir iç çekiş, bir hıçkırık, bir inleme. Miss Meadows cübbesinin altında kollarını açarak, iki eliyle birlikte şarkıyı yönetiyordu. "…..gitgide daha güçlenen bir duyguyla evliliğimizin bir hata olduğunu düşünüyorum….." Nota ayaklığına vurdu, sesler yükseldi: Çabucak! Ah Çabucak. Onu, böyle bir mektup yazmaya iten şey ne olabilir! Nedir ona bunu yaptıran! Ortada böyle bir konu yoktu. Son mektubunda tümüyle "bizim" kitaplarımız için satın aldığı duman renkli meşe kitaplıktan ve görüp beğendiği "ayak pençelerinde üç küçük şapka fırçası asılı duran baykuş figürü oyulmuş şık, küçük şapkalık"tan bahsediyordu. Mektubu okuyunca ne çok gülmüştü buna! Üç tane şapka fırçasına ihtiyaç duyabileceklerini düşünebilen bir erkek! Dinleyen Kulaklardan, diye söylemeye devam etti sesler.

"Yeniden," dedi Miss Meadows. "Ama bu kez parçalar halinde. Yine ifadesiz, duygu katmadan." Hızla! Ah, Hızla. Kontralto seslerin eklenmesiyle artan hüzün karşısında parçayı ürpermeden dinlemek imkansız gibiydi. Soluyor İçimizi Keyifle Dolduran Güller. Basil onu görmeye geldiği son seferde düğmesinin iliğine bir gül takmıştı. Parlak lacivert giysi içinde, o koyu kırmızı gülle ne kadar yakışıklı görünüyordu! Ve öyle göründüğünü kendisi de biliyordu. Bilmemesi mümkün değildi. Önce saçını sıvazlamıştı, sonra bıyıklarını ve gülümsediğinde dişleri parıltılar saçıyordu.

"Okul müdürünün karısı beni akşam yemeğine çağırıp duruyor. Tam bir baş belası. Orada bir gece geçirebileceğimi düşünemiyorum bile." "Peki reddedemez misin?"
"Yo, benim pozisyonumdaki birisi için bu uygun olmaz."

Müziğin Neşesi, diye feryat etti sesler. Yüksek, dar pencerelerin hemen dışındaki söğütler rüzgarla dalgalandı. Yapraklarının yarısı dökülmüştü. Dallarda kalan ince yapraklar oltaya tutulmuş balıklar gibi kıpırdanıyordu. "…. kendimi evlenebilecek bir erkek olarak göremediğim….." Sesler sustu, piyano durdu.

"Oldukça iyi," dedi Miss Meadows, ama sesindeki o tuhaf, taşlaşmış ton daha küçük yaşta olan kızların korkmaya başlamasına neden oldu. "Şimdi bunu biliyoruz, artık duygu ekleyebiliriz. Elinizden geldiği kadar çok duygu katarak söyleyeceksiniz. Sözcükleri düşünün kızlar. Hayal gücünüzü kullanın. Hızla! Ah, hızla! diye bağırdı Miss Meadows, "Yüksek sesli bir yakarış olacak, güçlü bir forte, bir ağıt. Ve ikinci dizede Kasvetli Kışa Bırakacak, kısmında kasvetli, esen soğuk kış rüzgarları gibi bir ses çıkaracak. Kas-vetli." Sesinde öyle berbat bir tonlama vardı ki, Mary Beazley taburesinde sırtını ileri geri hareket ettirerek rahatsızca kıpırdandı. "Üçüncü dize bir kreşendo olmalı. Çabucak! Ah, Çabucak. Müziğin Neşesi. Son dizenin ilk sözcüğünü parçalayarak. Dinleyen. Ve sonra diğer sözcük, Kulaklardan, ölmeye başlamalısınız… solmaya… ta ki zayıf bir fısıltıya dönüşen bir sesle Uzaklaşacak diyerek bitirene kadar…. Son dizeye yaklaşana kadar istediğiniz kadar yavaşlayabilirsiniz. Şimdi, lütfen."







Diğer yazılar için tıklayın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla