Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





"Hasret Rüzgarı" dileğine cevap

Duymanı istemezdim ama, mektubu bana ulaştıran arkadaşım onu çöp kutusunda bulmuş. Bu durum senin için ne kadar üzücüyse, onu çöpe atanlar için de o kadar alışıldık, o kadar sıradan. Her gün onlarca, belki yüzlerce böyle "sıradan" mektup alıyorlar çünkü. Programı dolduracak kadar malzemeyi bu mektupların içinden süzdükten sonra, geriye kalanların pek bir önemi olmuyor. Gereksiz bir kağıt yığınına dönüşüyor, artık bu mektuplar... Genellikle yapımcıların "mektup okumaya ayıracak zamanları" pek olmadığı için, bu iş yardımcılarına bırakılıyor. Dolayısıyla programdan artan mektupların çöp kutusunu boylamasının günahı ve vebali de onlara kalıyor. Sorsanız, mektupları okurken çok sıkıldıklarını söylerler. Kötü bir Türkçeyle yazılmış, okunması zor diye nitelerler programlarına can ve yön veren bu mektupları: "Abi ya, o yetmiş iki mektubu okuyacağıma, yedi yüz sayfalık bir kitap okusam daha iyiydi..." Mektubu yazan, isteğine yer verilir umuduyla programın yapımcılarına ne kadar yağ çekmiş olsa da, bu yağların da çoğu okunmadan çöpe gider.

Mektubunun içine bir mektup açacağı koyduğunu söylüyorsun. Eminim ki, o mektup açacağı mektupla kader ortaklılığı yapmamış, çöpü boylamamıştır. Mektup açacağı yapımcıların eline ulaşılana kadar postada yürütülmemişse, büyük olasılıkla "Eee, şimdi kim el koyacak buna?" tartışmasını da başlatmış ve bu tartışma mektubun içeriğinin önüne geçmiştir.

Mektubun ve sen, ne kadar da benziyorsunuz birbirinize... Doğduğun topraklardan uzakta unutulmuşken, buruşturulmuş, çöpe atılmış mektubunla bir tür kader ortaklığı yaşadığını görüyorum. Acı ama böyle... Mektubu yazdığında günlerden on ikiymiş, aylardan Kasım, yıllardan 1992. Ve perşembeymiş günlerden... Bugün de perşembe, ama senin mektubu yazdığın perşembeden 446 hafta sonraki perşembe. Yani anlayacağın tam 3122 gün gecikmeyle bu satırları yazıyorum. Unutulmuşluğun yetmezmiş gibi, mektubunu unutmuşluğumdan utanıyorum. Sadece utanıyorum...

Oysa mektubunda ne kadar da umutlusun... İsteğinin yerine getirileceğinden, Anadolu'dan esip gelen "hasret rüzgarı" nağmelerini senin için televizyonda çalacaklarından... Umarım, adlarını tek tek sayıp, akrabaların için, hemşehrilerin için ve senin için o parçalardan birini çalmışlardır... Çaldılarsa da, çalmadılarsa da sana söz veriyorum; bu yazıyı tamamladıktan sonra Orhan Gencebay'ın "Hasret Rüzgarı"nı bulup dinleyeceğim. Dinlerken de; Güneydoğu Anadolu'daki Süryanileri işleyen "Işık Sesini Arıyor" belgesel filmini çekerken Midyat'ta, Mor Barsawmo Kilisesi'nin yakınlarındaki evinde tanıştığım, taş kemerli evinin avlusunda, yaşıyla karşılaştırılmayacak çeviklikte oradan oraya koşuşturan, ikide bir boynundaki istavrozlu kolyeyi öperken gözleri mavi mavi gülen ve tek kelime Türkçe bilmediği halde, sözler yerine gözlerle anlaştığım yaşlı teyzeden aldığım ev şarabından iki kadeh yuvarlayacağım, senin niyetine. Söz...

Hakan Aytekin

Türkiye'den Hollanda'ya göç etmiş olan İsa Bakır isminde bir Süryani'nin, TRT-INT Avrasya'daki "İstekler" programına göndermiş olduğu bir mektuptan tesadüfen haberimiz oldu. Daha doğrusu o zamanlar radyoda görev yapan bir şahıs, çöp kutusunda bulduğu bu mektubu, Süryanileri yakından tanıyan ve onlarla ilgili televizyon belgeselleri hazırlayan Hakan Aytekin adındaki arkadaşına verir. Mektubu alan Hakan bey, uzun yıllar bu mektubu saklar. Geçtiğimiz yıl bir televizyon kuruluşu için Süryanilerle ilgili belgesel hazırlayan Hakan Aytekin, belgesel çalışmaları sırasında tesadüfen tanıştığı bu sitenin hazırlayıcılarına bu mektuptan bahseder.

Mektubu uzun yıllar saklayan Hakan Aytekin, bu mektup sahibine uzun zamandır ulaşıp cevap yazmak istediğini ama bir türlü başarılı olamadığını söyler. Bizde ona bu konuda yardım edebileceğimizi, mektuba yazacağı cevabı yayın organlarımızdan birinde yayınlayıp İsa Bakır'a ulaştırabileceğimizi söyledik. Gerçi uzun araştırmalar sonucu mektubu yazan İsa Bakır'ın adresine ulaştık ve Hakan bey ona yazdığı cevabi mektubu yolladı. Fakat mektubu aldığına dair henüz elimize bir bilgi geçmedi. Bizde belgesel çekimleri sırasında tanıştığımız sevgili dostumuza verdiğimiz sözü yerine getiriyor ve çöp kutusunda bulunan istek mektubunun kısa bir özetiyle, o mektuba yazılan cevabı sitemizde yayınlıyoruz. Umarım tesadüflerin bir araya getirdiği bu insanlar arasında en kısa zamanda bir iletişim kurulur ve çok ince düşünceli dostumuz Hakan Aytekin'i mutlu ederiz.

İsa Bakır'ın 12 Kasım 1992 tarihinde, Hollanda'nın Aalten kentinden yazıp postaya verdiği 3 sayfalık istek mektubu özetle aşağıdaki gibidir;

"...Çok değerli program yapımcıları, ben, 12 senedir Türkiye'den uzak ve kopuk olarak yaşıyorum. Ama, özellikle doğum yerim olan, dağları, taşları,sokakları, ağaçları, dağlarında çobanlık yaptığım yerleri ve herşeyisi gözlerimde tüten (Harapmişki)=Dağiçi köyümü ve ülkemin hasretlerinde yoğrulmuş bir kişi olmaklar beraber onları kalbimin en derin yerlerinde hem yaşıyor hem yaşatıyorum.

İşte yıllar yılı içimde sakladığım, gizlediğim, bu, içinde doğup çocukluk yıllarımı yaşadığım ve onun her 4 mevsimi'nin kokusunu, havasını unutmadığım ve unutamayacağım benim atalarım tarafından ilk olarak inşaa edilip kurulmuş şu güzel köyümün, Dağiçi köyümün hasretini hiç olmazsa "İstekleriniz" adlı programınızın aracılığıyla hafiflatabilmek için, sizlerden "gözyaşım"ın yalvarışlarıyla bir istekte bulunacağım.

Evet, bu "hasret" duygusu yalnız benim için geçerli deyil. Fakat muhakkak'ki bütün köy-hemşerilerim içinde geçerlidir. Ve bunca yıldır köy-hemşerilerimle görüşemediğim için bu şarkıyla onlarla buluşmak imkanı verirseniz kendimi en bahtiyar bir kişi olarak bilmiş olurum...

Evet, çok sevdiğim ve saydığım Arabesk'in krallar kralı bildiğim, Orhan Gencebay'dan "Hasret Rüzgarı" adlı parçayı sizlere adlarını yazacağım aile ve kişiler için çalmanızı ricada bulunuyorum.

Elimden geldiği kadarıyla aileleri bir soy ismiyle belirtip kısa kesmeye çalıştım. Bu aileler ve kişiler, herkes kendini ayrı bir ülkede ve o ülkenin ayrı yerlerinde bulduğu için onların hepsinin adlarını yazdığım sırayla okumanızı niyaz ederim.

Elinizde bu parça yoksa o zaman Orhan'ın başka bir parçasını diliyorum. Tabii ki şarkı "Hasret rüzgarı" adlı parçanın eş anlamında olursa daha iyi olur. O da yoksa o zaman siz beğeneceğiniz, uygun bulacağınız elinizde bulunan Orhan'ın başka bir şarkısı olsun. Evet yazımdan fark ettiğiniz gibi Orhan, Orhan ve bir dahada Orhan. Eğer Orhan'ın hiç yoksa O zaman Coşkun Sabah'ın "Haberin var mı" adlı parça olsun. Şayet onunda yoksa
o zaman Emel Sayın'dan bir parça olsun örneğin:
"Kuruyan dudağıma bir damla su verseydin."

Evet fark ettiğiniz gibi gürbet ellerde çok uzaklardan köyüne hasretli olup çırpınan bu ferdi, ben: İsa Bakır başınızı fazla ağrıtmadan şarkıyı istediğim aileler ve kişilerinin adlarını yazmaya geçiyorum..."


İsa Bakır mektubunun üçüncü ve son sayfasında daktilo ile gurbet illerinde yaşayan tüm akrabalarının adlarını isimlerini yazıyor ve mektubunu noktalıyor.

Yazı, editörümüz Sayın Şabo Boyacı'nın da emeğini kattığı www.suryaniler.com adlı siteden alınmıştır.

Önceki

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla