minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
“Yaşamın Kıyısında”-Önal Demirci

Önal Demirci
 
Fatih Akın’ın son filmi “Yaşamın Kıyısında” Türkiye’de konuşmaktan pek hoşlanmadığımız konuları gündeme getiriyor. Maraş katliamı, Kürt sorunu, Çernobil, “tinerci” ve “kapkaççılar”, ikiyüzlü ataerkillik, fuhuş, göçmen ve siyasi mültecilere karşı yasa şiddeti bunlardan sadece bazıları...Fatih Akın, Türkiye-Almanya arasında sıkışan karakterlerinin kimi zaman kesişen kimi zamansa sonsuza dek karşılaşmadan akıp gidecekmiş gibi görünen hayat hikayelerinden yola çıkarak, kapanmamış ama herkesin kapanmış gibi yapmak istediği toplumsal yaralara bıçak saplıyor. Her ne kadar, çoğu noktada bıçağı saplamaktan fazlasını yapmasa da- ki bu yaralardan sadece bir tanesi bile uzun uzun kanayabilir- kabuk tuttuğunu sandığımız ama aslında içten içe kanayan ve kanatan yaraları deşmenin yeni tartışma alanları açmakta önemli olduğunu biliyoruz. Küçük bir görünürlük ya da küçük bir soru işareti bile bizi kanıksadıklarımızı yeniden düşünmeye çağırabilir.
 
“Yaşamın Kıyısında” lezbiyenliğe önemli bir görünürlük sağlıyor. Filmde zor durumdaki kadına aşık olan, onun için elinden gelenin sınırlarını zorlayan yine bir kadın. Ani ve tesadüfi karşılaşmaları, aşkı ve cinselliği paylaşmaları hep bir olağanüstü durum atmosferinde yaşansa da, özellikle lezbiyen bir aşkın gündeliğine dair birkaç ipucu var. İlişkinin kör göze parmak kısımları ise sırf bu “olağanüstülükteki gündelik” için kabul edilebilir.
 
Ana akım sinemada zorunlu heteroseksüelliğe/heteroseksizme indirgenmiş karakter yaratma ve/veya eşcinselliği merkeze yarleştirerek tüm hikayeyi ona göre kurgulayan film alışkanlıklarından farklı bir ilişki sunmasıyla ilginç bir yerde duran film ana akım sinemanın homofobisinden ve heteroseksizminden biraz arınsa ne kadar dönüştürücü olabileceğini düşündürüyor.
 
Keşke Fatih Akın çektiği filmle yetinseydi de “İki erkeğin ilişki yaşayacağı bir film çekecek misiniz?” sorusuna “Ben erkek olduğum için iki kadın ilişkisi daha ilginç geliyor” gibi açıklamalar yapmasaydı da biz filmin içindeki aşk hikayesinin üzerine daha çok düşünebilseydik
 
 
Yaşamın Kıyısına Çiçekler...
 
Cinsel yönelimi ve/veya cinsiyet kimliği nedeniyle toplumsal ilişkilerin üzerine oturduğu temelleri, normları, alışkanlıkları sarsan ve toplumun içindeyken hem dışarı doğru itilen, hem de içerisini sağlayan “uçlarda”, yaşamın “kıyısında” duranlardan biri de Makwan Moloudzadeh. Eşcinselliğe ölüm cezası verilen İran’da hapishanede idam gününü bekliyor. Düzenlenen kampanya ise yaşamın kıyısına çiçek göndermek, 21 yaşında bir hayat kurtarabilmek için...
 
 
                                                                                                                                 Önal Demirci
 
 
 
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!