minidev
AB YOLUNDA
Bulgaristan Türkleri ve Türkiye Kürtleri-Cengiz Aktar

Cengiz Aktar
 
DTP’nin yeni başkanı Bulgaristan Türklerinin partisi olan ‘Haklar ve Özgürlükler Hareketi Partisi’ni (HÖH) Türkiye Kürtlerinin sorunları için çözüm olarak dile getirdi. Akabinde, süreceğe benzeyen bir polemik başladı. Esasında başbakan yıl içinde bu benzetmeyi yapmış, hatta bir televizyon programında HÖH’ün belli koşullar dahilinde model olabileceğini dile getirmişti. Ama her vakit olduğu gibi kimi kanaat sahipleri bilgi olmaksızın gene ahkâm kesmeye başladı.
 
Daha 1993’te kurulan HÖH tanınmayan bir parti değil. Bulgaristan ve özellikle oralı Türklerin durumu da bilinmeyen konular değil. Halbuki Türkiye’de Kürtlerin durumu ile yapılan karşılaştırmalarda hayatî veriler es geçiliyor. Topyekûn şiddet yanlısı oldukları varsayılan Türkiye Kürtlerinin ne kadar farklı oldukları, gittikçe yaygınlaşan ırkçı ifadelerle öne çıkarılıyor.
 
Bilmemiz gereken üç temel ve belirleyici fark var.
 
Birincisi Bulgarlar hiçbir zaman Türklerin varlığını yadsımadı, onları daima azınlık saydı. Bu 1878’deki muhtariyet ve 1908’deki bağımsızlıktan 1989’da komünist idarenin çökmesine kadar değişmedi. 20. yüzyıl başında kurulan yeni devletin elbette azınlıkların hıristiyanlaştırılması, bulgarlaştırılması konusunda her daim teşebbüsleri oldu. Liberal dönemleri şahin dönemler izledi. 1947 Anayasası’nda mecburî eğitim dili Bulgarca’nın yanında azınlıkların anadillerinde eğitim alması ve kültürlerini geliştirmesi ilkesi kabûl edildi. 1971 Anayasası’nda ise azınlıklardan söz edilmedi. Çökmekte olan komünist rejimin can havliyle uyguladığı bulgarlaştırma politikasının hatırası ise çok taze. Bu nafile çaba ve Türklerin başlattığı büyük iltica hareketi muhtemelen rejimin çökmesini hızlandırdı.
 
Diğer taraftan din farkı kaynaşma ve asimilasyonun önünde hep engel oluşturdu. HÖH ortaya çıktığında oy olabileceği homojen bir kitlesi vardı.
 
İkincisi Bulgaristan Türkleri’nin her sıkıştıklarında sığınabilecekleri bir Türkiye vardı. 1989’da dünyanın gözü önünde gerçekleşen muazzam göçün benzerleri 1878’den beri sessiz sedasız devam etti. Bulgaristan Türkleri’nin Türkiye’de hatırı sayılır dayanışma ağları mevcut. Bu durumla bağlantılı olarak Türkiye sınırında yaşamalarına rağmen Bulgaristan’dan ayrılma sevdalısı olmadılar. Balkanlardaki köklü ayaklanma geleneğine rağmen sorunlarının halli amacıyla silâha başvurmayı denemediler.
 
Üçüncü fark AB sürecinin nasıl değerlendirildiğinde. Bulgarlar AB dinamiğini, azınlık sorunlarının kalıcı çözüme kavuşması için, bırakın Türkiye’yi diğer orta Avrupalı adaylara ders verircesine iyi kullandılar. İşleri burada olduğu gibi yarım bırakmadılar. Adaylık aşamasında AB’nin Kopenhag Siyasî Kriteri ile öngördüğü bütün özgürlükleri azınlıklarına tanıdılar. Bu çabalardan en fazla yararlananlar ise HÖH etrafında teşkilatlanmış olan Türkler oldu. AB hazırlık süreci boyunca önce kendi dillerinde radyo-televizyon yayını yapma hakkına sonra ana dillerini devlet okullarında ve kendi alfabelerinden öğrenme hakkına kavuştular.  
 
Bütün bu temel farklar Kürtlerin HÖH benzeri bir parti oluşturmasına engel değil. Hatta tüm bu farklar Kürtlerin talep ettikleri haklar için yaklaşım, çerçeve ve çare anlamında model olabilir. Ancak Türkiye gibi üniter bir yapıda etnik partinin işlemesi hiç kolay değil. Kimlik sorunsalını dinî cemaat ve ekonomik kalkınmayla aşmaya çalışan AKP modeli ise bir yere kadar gider. İki çözüm yaklaşımının arasını bulacak formül Bulgarya’da olduğu gibi AB süreci ve dolayısıyla AB üyeliğinin dolaylı güvenlik garantisinde gizli. 
 
Yeri gelmişken, PKK şiddetine karşı ve Bulgaristan’daki adaşının tıpkısı talepleri olan Abdülmelik Fırat’ın başında bulunduğu diğer ‘Haklar ve Özgürlükler Partisi’ (HAK-PAR)’a taleplerinden ötürü açılan soruşturma ve davaları unutmayalım.
 
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!