minidev
AB YOLUNDA
Kosova ve Yugoslavya’nın sonu-Cengiz Aktar

Cengiz Aktar
 
 
Yugoslavya’nın dağılmasının, 1989’da yine Kosova’da başlayan kanlı bir sürecin son perdesini yaşıyoruz. O zamanlar Sırp Federe Devleti cumhurbaşkanı olan, Sırp milliyetçisi müteveffa Miloşeviç, Kosova’nın Gazimestan ovasında Osmanlı-Sırp savaşının 600. yılı anma törenindeki nutkunda Sırpların Kosova’dan asla vazgeçmiyeceğini beyan etmiş ve ertesi yıl Kosova’ya Tito zamanında verilmiş olan muhtariyeti feshetmişti. O dönemde Soğuk Savaşın sonuyla birlikte Yugoslavya da orta Avrupa’daki bütün siyasî yapılar gibi çatırdamaya başlamıştı. Miloşeviç’in buna cevabı ise ‘Büyük Sırbistan’ı kurmak üzere Sırp hakimiyetindeki Yugoslav ordusunu diğer federe devletlerin üzerine salmak olmuştu. Böylece başlayan Yugoslav savaşları 1995’te sona ererken Kosova meselesi sonuçsuz kalmıştı. Dayton anlaşmasıyla birlikte Sırplar bütün dikkatlerini Kosova’da toplamış ve üç yıl süren çatışma sonucunda 1999’da Nato hava harekâtı ve Kosova’nın BM kontrolüne geçmesiyle davayı büyük ölçüde kaybetmişlerdi. O günden beri Kosova ‘ne savaş, ne barış’ ortamında Arnavutların gittikçe derinleşen bir özyönetimine tanık. Ancak artık bıçak kemiğe dayandı ve kalıcı çözüm gerekiyor.
 
Bugün Kosova Soğuk Savaş’ın taraflarını yeniden karşı karşıya getirmiş durumda. Sırbistan’ın başdestekçisi Rusya ile Kosova’nın bağımsızlığını savunan ABD’nin başını çektiği Batı, meselenin tarafları. AB, Kıbrıs ve Yunanistan’ın dışında ABD’nin yanında.
 
Bağımsızlık süreci
 
Kosova’nın tek taraflı bağımsızlık ilânı kolay olmayacak. 30 Kasım’da AB, ABD ve Rusya’dan oluşan arabulucu troyka ile BM Kosova Özel Temsilcisi Finli Martti Ahtisaari son raund görüşmelerin sonuçsuz kaldığını açıkladı. O günden beri taraflar endişe verici tehditler savuruyor. Diplomatik açıdan Rusya’nın veto tehdidi, 1999’da alınan ve Kosova’nın Sırbistan toprağı olduğunu belirten 1244 sayılı Güvenlik Konseyi kararının ötesine geçilemeyeceğini gösteriyor. Ahtisaari’nin bu yıl ortaya koyduğu ve AB denetiminde gerçekleşecek ‘kontrollü bağımsızlık’ planının uygulaması da kolay olmayacak. İşte bu durum dün hem BM Genel Sekreterine hem AB Dışişleri bakanlarına anlatıldı.
 
Artık normal olarak ABD, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’dan oluşan Beşli Kosova’yı Mayıs 2008’de bağımsızlığa götürecek Ahtisaari Planı’nı uygulamaya geçirecek. Konu bu Cuma günkü AB zirvesi sonuç bildirgesinde yer alacak. 18 Kasım seçimlerini takiben hükümetin Ocak’ta kurulması ve Ahtisaari planı uyarınca bağımsızlık iradesini açıklaması bekleniyor. O andan itibaren işlemeye başlayacak 120 günlük bağımsızlık takvimi esnasında Beşli’nin BM, Rusya ve Sırbistan ile en etkin şekilde çalışabilmesi ve olası çatışmalara karşı çok güçlü bir varlık gösterebilmesi gerekiyor. Sırbistan ile Kasım’da imzalanan ilk ciddî AB ortaklık anlaşmasının bu döneme rastlatılması tesadüf değil.
 
Geçiş döneminde AB’nin önünde çetin işler var. Kendi kıtasındaki bir krizi yönetebilecek mi, göreceğiz. Önce 27 ülkenin de Ocak’taki bağımsızlık beyanını destekleyebilmesi gerekiyor. Kıbrıs ve Yunanistan Kosova örneğinin KKTC için emsal oluşturacağı varsayımıyla bağımsızlığa hiç sıcak değil. AB’nin Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) çerçevesinde ve NATO’nun 16.000 askerlik Kosova gücü KFOR ile eşgüdüm halinde bir Polis Gücü kurması söz konusu. Ancak bu da Kıbrıs engeline takılmış durumda zira Türkiye, Polis Gücü’ne Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin dahil olmasına 2002’de varılan bir anlaşma uyarınca karşı. Bu tıkanıklığın Rum polisini dışarıda tutarak giderilmesi mümkün.
 
Kosova’nın bağımsızlığının hem Bosna’daki kırılgan dengelere hem de daha uzun vadede Kıbrıs meselesine etkisi çok açık. Ancak bu süreçlerin, sonuç aynı olmayacaksa da, Kürt meselesine olabilecek etkisini de gözardı etmemek gerek.
Cengiz Aktar 
 
 
 
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!