minidev
AB YOLUNDA
Neo-İstanbul ?-Cengiz Aktar

Cengiz Aktar
 
 
AKP’nin her konuda yeniye olan merakı dikkatinizi celbetmiştir. Küçük Amerika esas şimdi başlıyor.
 
Kentler elbette zaman içinde yenilenir. Zira yapılar ömrünü doldurur, eskir ve değersizleşir, yıkılır. Bu kaçınılmaz. Önemli olan bu değişimin hangi yöntem ve araçlarla gerçekleştiği. Seleflerini hiç aratmayan AKP’nin yenilemeden anladığı mütemadiyen orayı burayı elden geçirmek, Beyoğlu kaldırımı gibi tamamen gereksiz ve müsrif işlere girişmek, hiçbir ciddî istişare olmaksızın şehri pazarlamak, adına restorasyon dese de kurallara uymadan eski eserler üzerinde aslında kaba inşaat yapmak, şehrin kadim unsurlarını dahi surdışına sürmekte beis görmemek, hukuk ve insanı dikkate almadan eski gecekonduların yerine lüks gecekondular inşa etmek.
 
Bu yerli ‘kiç’in yarattığı görüntü kirliliğinin bakmaya doyulmaz örnekleri, sadece İstanbul değil tüm memlekete damgasını vurmuş, yaratıcı bir iş olan mimarlık ve şehircilik ise patronaj ve rant ilişkisine indirgenmiş durumda.   
 
Belediyenin Süleymaniye Camisi çevresindeki ‘yenileme’ çalışmaları mâlum. Şimdi de Sulukule gündemde. Yenileme adına yapılan yıkım ve planlanan uyduruk binalar tarihî yarımadanın Unesco Dünya Miras Listesi’nden düşürülmesi için sanki harıl harıl çalışıldığı izlenimi veriyor. Şehirdeki gayrimillî sanat ve kültür eserlerine olan aşağılayıcı tavırdan Süleymaniye ve Sulukule’nin de nasibini alıyor olması dikkate değer.  
 
Cevvaliyetin yasal dayanağı 5366 sayılı ‘Yıpranan tarihî ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması’ adlı yasa. Bırakın korumayı uzmanlar yasanın, amacının tam aksine nasıl şehrin tarihî ve kültürel değerleri için tehlike arzettiğini tartışıyor. Yasa doktor ağzıyla ‘sağlıklı gelişme göstermemiş’ mahallelerden söz ediyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde şehre kocaman bir neşter vurulacak. 
 
Dünya kentinden uzay kentine
 
Ameliyatın müjdesini TOKİ başkanı Kasım ayında Ekonomist dergisinde çıkan söyleşide İstanbul’un yüzde 80’inin yıkılarak yenileneceği söyleyerek veriyordu: ‘İstanbul’da öncelikle, hemen yıkılacak 20 ana gecekondu bölgesi var. Eski İstanbul denilen tarihî yarımadanın, Eminönü ve Fatih’in çok ciddî yenilenmesi gerekiyor; Küçük Langa, Kadırga bölgesi, Manifaturacılar Çarşısı’nın, Unkapanı’nın alt kısmındaki bölgenin hemen yenilenmesi lazım. Diğer yandan Fatih’te hem Sulukule, Karagümrük hem de Küçükmustafapaşa’nın; Beyoğlu’nda Hacı Hüsrev Bölgesi, burası çok tehlikeli bir bölge orada siyah, esmer (!) vatandaşlarımız var hem de Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen vatandaşlarımız var.’
 
Okuduğunuz gibi ameliyatın amacı belli: Şehirdeki ‘urlar temizlenecek’. Amaç bu mahallelere doluşmuş insanlara insanca bir yaşam sunmak veya onları depreme dayanıklı binalarda iskân etmek filan değil. Öyle olsa sosyal konutlar onlar için yapılırdı. Nitekim onların gereken bedeli ödemesi mümkün değil. Onlar tehcir edilecek. İlk furya Sulukuleliler. Trakya’da Taşoluk’a. Esas meselenin rant olduğu ve bu hedef doğrultusunda kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağını anlamak için müneccim olmak gerekmiyor.
 
İstanbul 1453’ten sonra, bu sefer toptan fethediliyor. İçinde dışında Bizans’ı, gayrimüslimi, gayriTürkü çağrıştıracak unsur ve öğenin görünmediği, hayal mahsûlu Osmanlı mahalleleri ile gökdelen ve bayrak direği dolu, yoksuldan arındırılmış, Körfez emirliklerine öykünen bir Müslüman şehri. Fatih Sultan Mehmed’in yarattığı kozmopolit kentin tam tersi. Eh bu ‘Yeni İstanbul’un elbette Unesco veya kabul görmüş uluslararası şehircilik değer ve ilkeleriyle işi olmaz.
 
Yeni zorluklara gebe bir yılı sağ salim geçirebilmemiz temennisiyle.
CENGİZ AKTAR
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)


AB YOLUNDA
(Arşiv Linkleri)


AB YOLUNDA

AB EDİTÖRÜNDEN

AB MÜKTESEBATI

LİNKLER

AVRUPA KOMİSYONU ANKARA TEMSİLCİLİĞİ

AB'NİN FAALİYETLERİ

AB-ARŞİV


BU SAYFAYI TAVSİYE ET!