minidev
MEDYADAN
Belki de yabancı olan "bizimkiler"-Ahmet Altan
Franco İspanyoldu... Hitler Alman... Mussolini İtalyan... Stalin Rus...
   "Yabancı" değillerdi.
   Halklarına yapmadıkları kalmadı.
   Toplama kampları, idamlar, işkenceler...
   Toplumlarının "vicdanı" olan sanatçılarını öldürttüler.
   İnsanları susturdular.
   Ülkelerinin tek "sahibi" oldular, halklarını yanaşma haline getirdiler.
   Kanlı bir silindir gibi ezdiler insanlarını.
   Eğer onların zamanında "Avrupa Birliği" gibi bir örgüt olsaydı, bu diktatörlere "halkınızı ezmeyin" diyecekti.
   Ve, bu ülkelerin diktatörlere bağlı medyaları, "yabancılar içişlerimize karışıyor" diye bağıracak, "yabancıların" düşman olduğunu söyleyecekti.
   Çünkü onlara göre bağımsızlık, "halkını ezebilme özgürlüğüydü" sadece.
   Diktatörler "bağımsız" olacaktı, onlara kimse karışmayacaktı...
   Halklar ise diktatörlerine bağımlı köleler haline gelecekti.
   Orduyu, yargıyı, polisi denetimine alan diktatör herkesi sindirecek, muhalefet etmeye kalkanı zindanlara kapatacaktı.
   Kimse sesini çıkaramayacaktı.
   "Dışardan" gelen sesler "yabancılar küstahlaştı" demagojileriyle çarpıtılacaktı.
   Bugün baktığımızda bu sefil yalanın ülkemizde de söylendiğini görüyoruz.
   Devletin içinden çeteler çıkıyor.
   Ordu siyasete müdahale ediyor.
   Yargı hukukun sınırlarını çiğniyor.
   "Devleti çeteleştirmeyin, ordu siyasete müdahale etmesin, yargı hukukun sınırları içinde kalsın" diyen Avrupalılar, "genel vali gibi davranıyorlar" teranesiyle etkisizleştirilmeye çalışılıyor.
   Ve, o korkunç, o inanılmaz yalan sayfa sayfa yazılıyor.
   "Bizim kendimize özgü şartlarımız var, ordu ve yargı hukuka uyarsa ya şeriat gelir ya bölünürüz."
   Hukuk, güçlünün güçsüzü ezmesini engeller.
   Güçlü, güçsüzü ezemezse biz niye bölünüyoruz?
   Güçlü, güçsüzü ezemezse neden şeriat geliyor?
   Güçsüz kitlelerin hukuk tarafından savunulması niye o toplumun aleyhinde olsun?
   Hukuk, sadece onun sınırları içinde kalmak istemeyen, baskılarını rahatça sürdürmek isteyen güçlüleri korkutur.
   Aynen bugün Türkiye'de olduğu gibi.
   Güçlülerin medyası bu medya.
   Tek amaçları, ezilmeye razı olmanın bir "vatanseverlik" gereği olduğuna "güçsüzleri" ikna etmeye uğraşmak.
   Yabancılar, sizin ezilmenize engel olmaya çalışıyor.
   "Kadınların töre cinayetine kurban gitmesini" engelliyor.
   Her depremde binlerce insanın yok olmasına yol açan çürük devlet binalarının sağlamlaştırılmasını talep ediyor.
   Halktan toplanan milyarların dağıtıldığı ihalelerin sıkı denetim altına alınması gerektiğini söylüyor.
   Gıdaların sağlıklı olmasını istiyor.
   Halkın isteklerine ve seçimine saygı gösterilmesinin önemini vurguluyor.
   Yargıçların, hukuku çiğneyerek halkın iradesinin önüne geçemeyeceğini ısrarla tekrarlıyor.
   "Yabancıların" bu isteklerinin hangisi burada yaşayan insanların aleyhine?
   O hileli ihalelerden milyarlar kazananların, o çürük binaların malzemelerinden çalanların, sağlıksız gıdayı halkına yedirenlerin, bu haksız kazancı "hırsızlarla" paylaşan politikacıların, kızlarını para karşılığı satan ve bu satışa razı olmayan çocuklarını öldürenlerin, halkın tercihlerini yok sayıp ülkeyi keyfince yönetmek isteyen cuntacıların aleyhine yalnızca.
   Paralarınızı hilekârlara kaptırmak, çürük binaların enkazları altında ölmek, sağlıksız gıdalarla zehirlenmek, sattıkları çocuklarını öldüren katilleri bağrınıza basmak, kendi ülkenizin geleceği hakkında hiç söz sahibi olmamak mı istiyorsunuz?
   Bu mu istediğiniz?
   Haksızlıklardan, hırsızlıklardan, katillerden yana çıkanlar sizin "dostunuz".
   Sizin haklarınız olduğunu söyleyenler "yabancılar".
   Öyle mi?
   Franco'nun, Hitler'in, Mussolini'nin zulümleri karşısında ne hissediyorsunuz?
   Güney Afrika'da zencileri öldürenler hakkında?
   Boşnaklar'ı katliamdan geçirenler hakkında, Filistinliler'i baskı altında tutanlar hakkında ne hissediyorsunuz?
   Öfkelenmiyor musunuz, vicdanınız isyan etmiyor mu?
   Elinizde olsaydı öldürülen, hırpalanan, horlanan o insanları kurtarmak için bir şeyler yapmaz mıydınız?
   Bunu yaptığınızda o diktatörlerle, onların medyaları sizin hakkınızda ne söyleyecekti?
   "Yabancılar" olacaktınız.
   Hâlbuki yabancı değilsiniz.
   "Vicdanınızla" onlardansınız.
   "Onlardan olduklarını" söyleyenler ise vicdansızlıklarıyla "yabancılar".
   Birinin "yabancı" mı yoksa "bizden" mi olduğunu anlamak için söylediklerinin vicdana uygun olup olmadığına bakın.
   Vicdanlıysa pasaportunda ne yazarsa yazsın "bizdendir".
   Vicdansızsa, kendi ırkımızdan, kendi dinimizden de olsa "yabancıdır" bize.
Taraf Gazetesi-Ahmet Altan
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!