minidev
L.G.B.T.T YAZILARI
Emret Komutanım-Kürşad kahramanoğlu
Birbiriyle hiç alakası yokmuş gibi görünen üç beş haber ve mesaj bilgisayarıma aynı zamanlarda düştü. Bunlardan ilki, Genelkurmay’ın resmi internet sitesindendi. “Geçmişte olduğu gibi, bir süredir bazı basın ve yayın organlarında ve kaynakları meçhul internet sitelerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve onun ömürlerini vatana ve millete adamış komutanlarına karşı maksatlı ve seviyesiz bir karalama kampanyasının başlatıldığı derin bir üzüntüyle izlenmektedir. … Açıklaması suç teşkil eden kişisel sağlık bilgileri, yasal olmayan yollarla elde edilerek gazete manşetlerine taşınmaktadır. Hiçbir izan ve insaf ölçüsüne sığmayacak kadar bayağı ve saldırgan olan bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.”
Aynı günlerde bilgisayarım ulaşan başka bir mesaj, vicdanı redçi Mehmet Bal’ın vekili Avukat Suna’dandı: “Vicdani Retçi Mehmet Bal, 08.06.2008  tarihinde gözaltına alınarak, Beşiktaş İnzibat Bölük Komutanlığı’na getirilmiş ve nezarethanede nöbetçi askerler tarafından dayak atılarak hakarete uğramıştır. 09.06.2008 tarihinde 3. Kolordu Hasdal Cezaevi’ne götürülen vicdani retçi müvekkilimin saçları, 5-6 gardiyan asker tarafından zorla kafası tutularak kesilmiştir ve yine zorla bu askerler tarafından tek tip elbise giydirilerek koğuşa konulmuştur. Mehmet Bal koğuşuna konuluyor iken, nöbetçi astsubay tarafından koğuş içerisinde bulunan koğuş mümessiline: "bunu size teslim ediyorum, siz ne yapacağınızı bilirsiniz, gerekeni yapın" diyerek, telkinde bulunulmuş ve orada bulunan 3-4 kişi tarafından önce kalın bir sopa ile dövülmüştür.
Daha sonra hep birlikte Mehmet Bal’ı duşun altına götüren bu şahıslar, soğuk suyu açarak, kafası batarya yönüne gelecek şekilde, sırtı şahıslara yönelik bir pozisyonda dizüstüne oturtularak, uzunca bir süre kuyruk sokumuna, beline ve sırtına atılan tekmelerle soğuk suyun altında vurmaya başlamışlardır. Bu işkence, Mehmet Bal bayılıncaya kadar devam etmiştir.
Mehmet Bal’ın gördüğü işkence sonucunda, vücudunun çeşitli yerlerinde derin ekimozlar oluşmuş, günlerce sol bacağını hareket ettirememiş, oturamaz, yürüyemez ve boynunu hareket ettiremez konuma gelmiştir.
Müvekkil Mehmet Bal ile 12.06.2008 tarihinde yaptığım görüşmede, gördüğü işkence izlerini vücudunun çeşitli yerlerinde hâlâ taşıdığını, yürümede ve oturmada zorluk çekmekte olduğunu tespit ettim.”
Yine bu sıralarda, 15 Haziran 2008 tarihli Taraf Gazetesi ilk sayfadan, “Kürdüm, eşcinselim, redciyim” başlığı attığı ve 4. Sayfada mülakat yaptığı başka bir vicdanı redci Mehmet Tahran, vicdani redci olmanın eziyetlerini açıkça dillendirmiş. Röportajı yapan Ayça Örer’in son sorusu: “Tüm yaşadıklarından sonra, ‘Askerliği yapıp bitirseydim’ dediğin olmuyor mu?”  Mehmet’in cevabı: “Yok. Bazen çürük raporu alsaydım dediğim oluyor, ama askerliği yapabilecek olsam yapardım zaten.”
Evet, “çürük raporu”. Sadece benim tanıdığım yüzlerce, ‘eşcinsel olduğu için ordu tarafından çürük raporu verilmiş insan var. Nasıl mı çürük? Ülkemizde askerlik yapmak istemeyen bir gencin başına yukarıdakiler geldiği için, askere gitmemenin daha az eziyetli bir yolu da, eşcinsel olduğunuzu askerlik şubelerine deklare etmek. İşkenceye maruz kalmadan askere gitmemek istiyorsanız, ordunun doktor ve diğer yetkililerine eşcinsel olduğunuzu ispat etmeniz gerekiyor. Ordu, her zamanki pratik ve saçmalık kabul etmeyen metodu ile bu ispat işinde kanıt istiyor. Cinsel ilişkiye girerken çekilmiş ve yüzünüzün açıkça belli olduğu resim veya bir video çektirip yetkililere veriyorsunuz. Bu arada tabii ki, askerlikten kurtulmak isteyen genç, pasif pozisyonda olmalı! Üstteki erkektir, asker olabilir! Askeri doktorlar da, tıp literatüründe artık varlığı kabul edilmeyen bir hastalığınız(!) olduğu raporunu verip sizi “çürüğe” çıkarıyor.
Bu eşcinselleri askerlikten kurtarıyor ve Türk Ordusunu ise, belki de dünyanın en büyük gey porno koleksiyonunun sahibi yapıyor. Tabii bu şartlarla çürüğe ayrılan Türk vatandaşlarının, devlet memuru olmaları falan mümkün değil. Bundan daha aşağılayıcı, ayırımcı bir davranış olabilir mi? Komutanlarına ait: “Açıklaması suç teşkil eden kişisel sağlık bilgilerinin”  ifşa edilmesinden yakınan Genelkurmay’a soruyorum: Komuta ettiğiniz Türk Ordusu’nun, yukarıda belirttiğim tutum ve davranışlardan hangisi etiktir? Askere gitmek istemedikleri için cinsel ilişkiye girerlerken çektirdikleri fotoğraf ve videoları orduya kanıt olarak sunan insanların, düştükleri aşağılayıcı durum mu daha acıklıdır, yoksa şanlı Türk Ordusu’nun “Her Türk Asker Doğar” söyleminde ısrar edebilmek için, içine düşürdüğü moral zaaf mı daha acıklıdır? Bu uygulama gün ışığına çıksa, dünyada Türk Ordusu’nu ve Devleti’ni mahkûm etmeyecek bir insan hakları mercii var mıdır?
İşte bizler, bu insanı boğan haberler ve manzarayı temaşa ederken, bilgisayarıma bir haber de Birleşik Krallık’tan düştü. Bu seneki eşcinsel gururu yürüyüşlerine, Kraliçe Hazretlerinin Askerleri, üniformaları ile katılabileceklermiş!  Genelkurmay’ın, “ömürlerini vatana ve millete adamış komutanlarına karşı maksatlı ve seviyesiz bir karalama kampanyası başlatıldı” falan diye, şikâyet etme hakları yok. Bunun için kimseye ihtiyaçları da yok. Yukarıdaki fotoğrafı İngiliz, Amerikan veya herhangi bir başka NATO veya İsveç, İsrail, Güney Afrika veya medeni başka bir ülkenin ordularındaki meslektaşlarına göstersinler. Ama lütfen, bu yabancı meslektaşlarını “halkı askerlikten soğutma” nedeni ile mahkemeye vermek yok!
kürşad kahramanoğlu
 
BU BÖLÜMÜN DİĞER YAZILARI

(Kasım 2007 öncesi)
 


(Kasım 2007 öncesi)



BU SAYFAYI TAVSİYE ET!